Şiddetin her geçen gün ivme kazandığı toplumumuzda, bundan en çok etkilenen gruplardan biri de çocuklardır. Şiddeti önleyici mekanizmaların eksikliği, aile güçlendirme programlarının yetersizliği ve çocuk koruma politikasının olmayışı, toplumu felakete sürükleyen sonuçlar doğurmaktadır. Şiddet evden okula, okuldan parka, yetişkinden yetişkine, yetişkinden çocuğa, çocuktan çocuğa devam etmekte ve artmaktadır. Bilinmesini isteriz ki, şiddetin engellenmesi devlet politikasının yanı sıra bireysel farkındalık ile mümkündür. Toplumda bireylerin empati yapabilme ve iletişim yöntemleri konusunda bilinçlendirilmeleri gerekmektedir. Bu alt yapının, çocuk yaşta oluşturulması ve sağlam bir psikolojik temele oturtulması önemlidir.

Ülkemizdeki yerel ve uluslararası mevzuata göre, çocuğun öncelikli ve ayrıcalıklı konumu sağlanmalıdır. Ayrıca çocuğun yüksek yararı ilkesi gereği, her durumda çocuk birincil sırada korunmalıdır. Yaşanan son olayda, bir çocuğun en önemli hakkı olan yaşam hakkı elinden alınmıştır. Bu gibi travmatik olaylar ardından, toplumdaki diğer şiddet eğilimlerini kışkırtmak, linç kampanyaları oluşturmak yerine derhal önleyici ve iyileştirici tedbirler alınmalıdır. Bu noktada psikolog, psikiyatrist, hukukçu, polis, sivil toplum örgütleri ve hak odaklı çalışmalar yapan tüm birey, kurum ve kuruluşların, sosyal hizmetlerin ve yerel yönetimlerin derhal bir araya gelip ortak önleme politikası oluşturması ve bunu hayata geçirmesi gerekmektedir.

Kıbrıs Türk Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi olarak, bu konu ile ilgili hâli hazırda var olan ve şiddetin önüne geçilmesi için uygulanabilecek yasaların işletilmesini talep ediyoruz. Özellikle ev içi şiddeti tüm boyutları ile ele alacak yasanın hazırlanması için yardım edebileceğimizi, yerel mevzuatın iç hukukun parçası haline getirilen uluslararası çocuk hakları sözleşmeleri ile uyumlaştırılması noktasında konunun takipçisi olacağımızı tüm kamuoyuna bildiririz.