Merkezi Cezaevinde şiddete uğradığı iddia edilen iki mahkûm ile görüşme girişimimizi 4.9.2018 tarihinde gerçekleştirebildik. İşkence gibi hassas bir konuda gerek merkezi Cezaevi yönetiminin gerekse İçişleri Bakanlığının bu denli yavaş hareket ederek hukuka aykırı davranması kabul edilemez. Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi olarak hazırlamış olduğumuz işkence ile mücadeleye ilişkin veri tabanı toplanması formunu doldurmak ve uğradıkları iddia edilen şiddete ilişkin şikayetlerini almak için 31.8.2018 tarihinde Merkezi Cezaevine gitmiş ancak kişilerle idarenin keyfi engellemesi sonucu görüşememiştik. 4.3.2018 tarihinde İçişleri Bakanlığından verilen izin doğrultusunda kişilerle görüşmek için gittiğimiz zaman ise aynı gün sabah saatlerinde her iki kadına kendi el yazıları ile yazılmamış olan ifadeler imzalatıldığını öğrenmiş bulunmaktayız.

Aleyhlerinde henüz Merkezi Cezaevi disiplin kurulu tarafından bir yargılama yapılmamış olan ve hücre cezası veya herhangi bir cezaya çarptırılmamış olan bu iki kadının 31.8.2018 tarihinde tamamen keyfi bir kararla dış hayatla bağlarının koparılması ve avukatla görüştürülmemeleri kabul edilebilir bir davranış değildir.

Disiplin Kurulunun 31.8.2018 tarihinde almış olduğu hücre cezası ise Merkezi Cezaevi doktoru ve psikoloğu tarafından onaylanmadığı cihetle tüzüğün gereklilikleri yerine getirilmemiştir ve bu ceza uygulanmamalıdır. 16 günlük hücre cezası uygulamasına tabi olan bu iki kadın yaklaşık 8 gündür duşa girememekte, kıyafetlerini değişememekte, odalarında vantilatör olmasına rağmen kullandırılmamakta ve insanlık dışı bir muameleye tabi tutulmaktadırlar.

Cezaevi Müdürü Metin Bilmem’in konuya ilişkin yaptığı tek açıklama ise kadınların doktor kontrolünden geçirildikleri ve darp izi bulunmadığı yönündedir; her fiziki şiddet sonucunda kalıcı iz kalmayabileceği, bazı durumlarda darp izlerinin belirli bir süreden sonra dışa yansıyabileceği, ve verilen raporun İstanbul protokolüne uygun bir şekilde hazırlanmamış olabileceğini vurgulamak isteriz.

Bir Devlet kurumu olan Merkezi Cezaevinde, her tutuklu Devletin koruması altındadır. Halen insanlık dışı muameleye tabi tutulan bu iki kadının derhal hücre cezası uygulamasından çıkarılması gerekmektedir, bu koşullar altında karşı karşıya kalınacak olan her türlü sağlık sorunundan hem Merkezi Cezaevi hem de Cezaevi Müdürü sorumlu olacaktır. Kıbrıs Türk Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi olarak aleyhlerinde şiddet uygulama iddiası bulunan Cezaevi Müdürü Metin Bilmem ve ilgili gardiyanlara ilişkin soruşturma başlatılması ve etkin şekilde soruşturulmasını, ayrıca avukat görüşmesini keyfi ve yetkisiz şekilde kısıtlayarak görevini kötüye kullanmış olan Merkezi Cezaevi Müdürü ile ilgili olarak gerekli işlemlerin yerine getirilmesini talep eder, birbirinden önemli ihlalleri içeren tüm bu konuların takipçisi olacağımızı bildiririz.