İçişleri Bakanı Baybars’ın, ‘boşanan kadının eski eşinin soyadına dönemediği’ yönündeki açıklamasına karşılık Kıbrıs Postası’na konuşan Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, Nüfus Kayıt Dairesi’nde boşanmış olan kadınlara çıkarılan sorunun tamamen suni ve gereksiz bir sorun olduğunun altını çizerek, yasada boşluk olmadığını vurguladı.

  • İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, sosyal medya hesabından paylaşım yaparak, Aile Yasası’nda yapılan değişikliklerle birlikte boşanan kişilerin soyadlarına ilişkin düzenleme tamamen kaldırılırken yerine herhangi bir düzenleme yapılmayarak yasal boşluk oluşmasına sebep olduğunu, dolayısıyla Nüfus Kayıt Dairesi’nin, boşanan kişilerin eski soyadına dönme yönündeki talepleri yerine getirme yetkileri kalmadığını iddia etti.
  • Kıbrıs Postası’na konuşan Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, Nüfus Kayıt Dairesi’nde boşanmış olan kadınlara çıkarılan sorunun tamamen suni ve gereksiz bir sorun olduğunun altını çizerek, yasada boşluk olmadığını vurguladı.
  • Söz konusu maddenin hangi hallerde kadınların, kocalarının soyadlarını taşımaya devam edebileceğini düzenlemeye yönelik olduğuna dikkat çeken Esendağlı,kadınlardan gelen “İmkân tanınsın, gerekirse kocamızın soyadını taşımaya devam edelim” şeklindeki bir talep doğrultusunda konmuş bir madde olduğunu söyledi.
  • 1951’den bu ana kadar aile mevzuatında, kadın boşanmayla kendi soyadına döner şeklinde bir maddenin hiçbir zaman olmadığını, soyadı değişmesinin boşanmanın en doğal sonucu olduğunu kaydeden Hasan Esendağlı, “Benim pek çok müvekkilim boşandıktan sonra, boşanma kâğıdı ile Nüfus Kayıt Dairesi’ne başvurdu ve eski soyadına dönen kimlik kartını aldı” ifadelerini kullandı.
  • Sorunun son zamanlarda çıkarıldığını anlatan Esendağlu, “Sayın bakanın açıklamasında bence yanlış bir yorum var, böyle bir sorun da hiç olmadı. Ansızın Nüfus Kayıt Dairesi’nden “Yasada yetkimiz olmadığı için, sizin soyadınızı değiştiremeyiz, kocanızın soyadıyla devam edeceksiniz” şeklinde bir yaklaşım olmaya başladı” diye konuştu.
  • Öte yandan, cezaevi koşullarının hiç iyi olmadığını aktaran Esendağlı, yeni yapılan cezaevi hakkında, “Bir devlet, cezaevlerinin gereksiz yerlere gelmesini ve boş kalmasını sağlamalı” dedi.
  • Esendağlı ayrıca, denetimli serbestlik konusunu da ele alarak, “Kavram olarak çok değerli bir müessese ancak, serbestlik var denetim yok” ifadelerine yer verdi.

Kıbrıs Postası – Rahmican Çalışkan

İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından paylaşım yaparak, 1/1998 Sayılı Aile (Evlenme ve Boşanma) Yasası’nda 34/2015 sayılı yasa ile yapılan değişikliklerle birlikte evlenen kişilerin ve çocuklarının soyadlarına ilişkin birtakım düzenlemeler yapılmıştır. Mezkûr değişiklik yasası yürürlüğe girmeden önce esas yasada yer alan birtakım düzenlemeler ise tamamen kaldırılmıştır. Özellikle boşanan kişilerin soyadlarına ilişkin düzenleme tamamen kaldırılırken yerine herhangi bir düzenleme yapılmayarak yasal boşluk oluşmasına sebep olunmuştur

Dolayısı ile, mezkûr değişiklik yasasından sonra boşanan tarafların eski soyadlarına dönmeleri imkânı ortadan kalkmış ve tarafların boşandıkları kişinin soyadını taşımaya devam etmeleri yasal mecburiyeti ortaya çıkmıştır. Nüfus Kayıt Dairesi’nin, boşanan kişilerin soyadını değiştirmeleri (eski soyadına dönme) yönündeki talepleri yerine getirme yetkileri de kalmamıştır. Hukuk Dairesi (Başsavcılık)’nin görüşü de Nüfus Kayıt Dairesi’nin bu konuda değişiklik yapma yetkisinin yasal açıdan mümkün olmadığı yönündedir. Diğer taraftan, 34/2015 sayılı değişiklik yasasının öngördüğü bazı düzenlemelerin geçici nitelikte olması ve 3 yıllık süreye tabi olması, kişilerin soyadlarına ilişkin düzenlemelerden faydalanmalarına engel olmaktadır” ifadelerini kullandı.

“BAYBARS’IN AÇIKLAMASINDAN NÜFUS DAİRESİ’NİN YETKİSİ OLMADIĞI ANLIYORUZ”

Kıbrıs Postası’na konuşan Kıbrıs Türk Barolar Birliği (KTBB) Başkanı Hasan Esendağlı, Baybars’ın açıklamasından önce savcılıktan bir görüş aldığını ve savcılığın görüşüyle aynı yönde bir açıklama yaptığını ifade etti.Konunun, boşanan kadınların eşlerinin soyadlarını bırakmak ve kendi soyadlarına dönmekle alakalı, daireye gittiklerinde, onlara bu konuda dönüşüm yapılmaması ile ilgili bir sorun olduğunu işaret eden Esendağlı, “Sayın bakanının açıklamasından 2015 yılında Aile Yasası’nda yapılan değişiklikle buna imkân tanıyan maddenin kaldırıldığını ve yerine başka bir madde koyulmadığı için de şu anda Nüfus Dairesi’nin de böyle bir yetkisi olmadığını anlıyoruz” dedi.

“YASA METNİ OKUNDUĞUNDA FARKLI ANLAMLAR ÇIKIYOR VEYA İDAREDE BÖYLE BİR ALGI OLDU”

Dolayısıyla da boşanmış olan kadınların, kocalarının soyadını taşımak durumunda kaldıkları şeklinde bir yorum yapıldığını ve Baybars’ın açıklamasından mağduriyetin alınması için yasal değişiklik hazırlığı olduğunu anladığını sözlerine ekleyen Esendağlı, “Bir yasa metni okunduğunda farklı anlamlar çıkıyor veya idarede böyle bir algı oldu. Konuyla ilgili yasal bir hazırlık yapılıp, oraya daha net bir şekilde yazılacaksa ben bunda bir sıkıntı ya da kötü niyet görmem. Eğer yolu bu ise, yapılabilir ve söz konusu sorun da bu şekilde çözülebilir” diye konuştu.

“SORUNLAR SUNİ VE GEREKSİZ, YASADA BOŞLUK YOK”

Nüfus Kayıt Dairesi’nde boşanmış olan kadınlara çıkarılan sorunun tamamen suni ve gereksiz bir sorun olduğunu vurgulayan Hasan Esendağlı, yasada boşluk olmadığının altını çizdi, Ayşegül Baybars‘ın ve eğer Başsavcılık’tan görüş alındıyla, Başsavcılık kanadının söz konusu aile yasasında kaldırıldığı ve yerine bir madde konmadığı söylenen maddenin, kadınların eski soyadına dönmesine izin verilmeyen madde olmadığını savundu.

“MADDE KADIN ‘İSTERSE’ KOCASININ SOYADINI TAŞIYABİLECEĞİNE YÖNELİK!”

Söz konusu maddenin hangi hallerde kadınların, kocalarının soyadlarını taşımaya devam edebileceğini düzenlemeye yönelik olduğunu işaret eden Esendağlı, “Yasanın bütününe baktığımızda, kuralın boşanmanın kadının kendi soyadına dönmesini sağlaması noktasında olduğu görünüyor” ifadelerini kullandı.1998’de getirilen ve Baybars’ın kaldırıldığını işaret ettiği maddenin, kadınlardan gelen “İmkân tanınsın, gerekirse kocamızın soyadını taşımaya devam edelim” şeklindeki bir talep doğrultusunda konmuş bir madde olduğunu aktaran Hasan Esendağlı, “Ama 2015 yılına gelindiğinde, artık herkes kendi soyadını da taşıyabileceğini düşündüğü için ve o maddede atıfta bulunan bazı boşanma sebeplerine ilişkin madde yürürlükten kaldırıldığı için o madde kaldırıldı” dedi.

“PEK ÇOK MÜVEKKİLİM ESKİ SOYADINA DÖNEN KİMLİK KARTINI ALDI”

1951’den buana kadar aile mevzuatında, kadın boşanmayla kendi soyadına döner şeklinde bir maddenin hiçbir zaman olmadığını, soyadı değişmesinin boşanmanın en doğal sonucu olduğunu kaydeden Esendağlı, “Evlilik birliği bir netice yaratır, bu neticeden bir tanesi de soyadı değişimidir, yani eşin soyadını almaktır. Boşanma da evlilik birliğini ortadan kaldırır ve dolayısıyla soyadı ile ilgili tasarruf da ortadan kalkar. Sadece bir boşanma hükmü, kadının soyadını değiştirmesi için yeterlidir. Nitekim 2015’te bu değişiklik geçtikten sonra, çok yakın zamana kadar, benim pek çok müvekkilim boşandıktan sonra, boşanma kâğıdı ile Nüfus Kayıt Dairesi’ne başvurdu ve eski soyadına dönen kimlik kartını aldı” diye konuştu.

“BAYBARS’IN AÇIKLAMASINDA YANLIŞ YORUM VAR, BÖYLE BİR SORUN HİÇ OLMADI”

Dolayısı ile bu sorunun son zamanlarda çıkarıldığını ve gereksiz bir sorun olduğunu iddia eden Başkan Esendağlı, “Sayın bakanın açıklamasında bence yanlış bir yorum var. Kısacası böyle bir sorun da hiç olmadı. Ansızın Nüfus Kayıt Dairesi’nden “Yasada yetkimiz olmadığı için, sizin soyadınızı değiştiremeyiz, kocanızın soyadıyla devam edeceksiniz” şeklinde bir yaklaşım olmaya başladı, bu doğal olarak bir tepki doğurdu, tepki olunca da bakandan böyle bir açıklama geldi. Bazen çok iyi hazırlanan yasalar, kötü uygulamalar sebebiyle boşluk doğurur gibi de görülebiliyor” ifadelerini kullandı.

“311 KAPASİTEYE GÖRE YAPILAN CEZAEVİNDE 550’DEN FAZLA KİŞİ VAR”

Öte yandan, cezaevi koşulları hakkında konuşan Esendağlı, mevcut koşullar ile ilgili herhangi bir gelişmenin olmadığını anlattı. Cezaevinin 1980’ler civarında, 311 kapasiteye göre yapıldığını, ranzalı sisteme geçilerek bu kapasitenin 420 civarına çıkartıldığını, ancak şu anda 550’den fazla mahkum ve tutuklunun olduğunu söyledi.

“CEZAEVİNİN FİZİKİ İMKANLARI HİÇ İYİ DEĞİL”

Koğuş olarak yapılmayan, aktivite alanlarının, dinlenme alanlarının, televizyon alanlarını, yürüme alanları ve koridorlar gibi bazı alanların da mecburen koğuşa ya da yatakhaneye çevrilerek oralarda insan yatırıldığına dikkat çeken Hasan Esendağlı, “Bina zaten 1980’den beri bu şekilde kullanılan bir binadan bahsediyoruz. Dolayısıyla hijyen anlamında, sağlık anlamında, güvenlik anlamında fiziki imkanları hiç iyi değil” dedi.

“MAHKUMLAR İÇİN SÖZ KONUSU OLAN TÜM KÖTÜ KOŞULLAR GARDİYANLAR İÇİN DE GEÇERLİ”

Mahkumlar kadar gardiyanların da orada vakit geçirdiğini, yani mahkumlar için söz konusu olan tüm kötü koşulların, gardiyanlar için de geçerli olduğunun altını çizen Esendağlı, “Yeni cezaevi inşaatının sürdürüldüğünü, ihalenin Türkiye’de yapıldığını biliyorum ve neticelenen ihalelerin Türkiye’deki sistem değişikliğinden dolayı Kuzey Kıbrıs’a yönelik ödemelerin, prosedürlerin ve yetkililerin belirlenmemiş olmasından dolayı bu konuda bir duraklama olduğunu biliyorum. Sorun aşıldı mı, yoksa şuanda da duraklama aşamasında mı bilgisini güncellemiş değilim. Ama neticede bir ihaleye çıkıldı, bir inşaat başlandı ve o inşaat tamamlanacak” diye konuştu.

“BİR DEVLET, CEZAEVLERİNİN GEREKSİZ YERLERE GELMESİNİ VE BOŞ KALMASINI SAĞLAMALI”

“Ancak yeni cezaevi yapacağız ve sorunları çözeceğiz” diye bir yaklaşım var ise, bunun yanlış bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Hasan Esendağlı, “Yaşam koşulları bakımından daha iyi bir cezaevi yaratacağız, ama bir ülke için çağdaş, demokratik hukuk devleti olduğunu iddia eden bir ülke için yeni bir cezaevi yapılması gurur duyulacak, mutlu olunacak bir şey değildir, bu utanılacak bir şeydir. Bir devlet, cezaevlerinin gereksiz yerlere gelmesini ve boş kalmasını sağlayan bir devlet olmalı. Suçu ve suçluyu engellerseniz daha büyük cezaevleri yapmanıza gerek kalmaz” ifadelerini kullandı.

“SERBESTLİK VAR DENETİM YOK”

Diğer taraftan, denetimli serbestlik konusunu da ele alan Esendağlı, kavram olarak çok değerli bir müessese olduğunu, uyuşturucu kullanan kişileri cezaevine koymak yerine rehabilite edip uyuşturucu bağımlılığından kurtulmalarına yönelik bir şans verilmesi üzerine kurulduğuna dikkat çekti. Ancak bunun da ülkede iyi uygulanamayan bir müessese olduğunu anlatan Hasan Esendağlı,”Serbestlik var denetim yok. Denetimli serbestlik süresi belirleniyor ve kişinin belirli aralıklarla kendini göstermesi gerekiyor yetkililere. Bir de işin tahlil kısmı var, ancak tahlil zaten uygulanamıyor, çünkü devlet laboratuvarında yangın çıktı ve bazı tahliller halen daha yapılamıyor, dolayısıyla sağlıklı bir tahlil prosedürü yok. Öte yandan uyuşturucu bağımlısı olan bir kişinin gerçekten bu bağımlılıktan kurtulması için imkanlar yok” dedi.