İnsan Ticaretiyle Mücadele günü kapsamında, bizler insan ticareti alanında faaliyet gösteren ve insan ticaretini önlemek amacıyla bir an önce adım atılması gerektiğine inanan örgütler olarak, bu günün ülkemizde gerekli şekilde tartışılması ve gündeme getirilmesini önemli buluyoruz.

İnsan ticareti bugüne kadar ülkemizin vahim bir gerçeği olan gece kulüpleri üzerinden tartışılmış olsa da, bizler gelinen noktada insan ticaretinin gece kulüplerinin de ötesinde, çok daha fazla mağdura yol açan ve mekânsal olarak farklılık gösteren yerlerde ve koşullarda olduğunu biliyoruz. Üstelik insan ticareti yalnızca cinsel sömürü amaçlı değil, ülkemizde özellikle yabancı iş gücünün çok fazla kullanıldığı tarım, inşaat ve hizmet sektörleri gibi alanlarda da görülüyor. İşverenlerin dayattığı sömürü koşulları insan ticaretine zemin hazırlıyor ve ülkede genel anlamda devam eden denetimsizlik insan tacirlerinin tespitini engelliyor.

Uluslararası alanda insan ticaretiyle mücadele anlamında en önemli belgelerden biri olan Birleşmiş Milletlerin hazırladığı ve imzaya sunduğu Palermo Protokolü ülkemizde geçen sene Nisan ayında iç hukukun parçası haline getirilmiş olmasına rağmen, diğer uluslararası insan hakları sözleşmelerinde olduğu gibi bu protokolün gerekliliklerini yerine getirmek için somut bir adım atılmamıştır. Palermo protokolü altında devletler insan ticaretini yasaklayan mevzuat geliştirmeli ve insan tacirlerinin cezalandırılması gerektiği belirtilse de, hâlihazırda Ceza Yasası kapsamında insan ticareti tanımlanmamakta ve insan ticareti mağdurlarının tespiti için herhangi bir yasal ya da idari uygulama yapılmamaktadır. Bunun yanında, insan ticareti mağdurları için herhangi bir sığınma evi veya sosyal ya da hukuki destek bulunmamaktadır. Cezalandırmanın olmaması, bu konuda ciddi bir cezasızlık sorununun oluşmasına ve mağdurların ise tacirlerin elinden kurtulamamalarına neden olmaktadır. Bunun yanında tacirlerin doğru şekilde toplumda ifşa edilmelerini engellemekte ve bu suç döngüsünü yeniden beslemektedir. Mağdurlar ise herhangi bir mağdur koruması ve desteği sağlanmamasından ötürü polise gidip haklarını arayamamaktadırlar.  Bizler mevcut koşullar altında insan ticaretine karşı bir adım atılmadıkça, her geçen gün mağdurların ve bu suçların oluşması yol açan suç ağlarının güçlenip artacağından endişe duymaktayız.

İnsan ticareti bugün “modern kölelik” olarak anılsa da, biliyoruz ki bugünün koşullarında insan ticaretine maruz kalan kişilerin ayaklarına veya ellerine zincirler vurulmuyor. İnsan ticareti zorla borçlandırılma, tecrit, ülkede muhaceret izni bulunmadan kalmak gibi suçlar nedeniyle polise ihbar edilmekle tehdit ve kimlik belgelerine el konulması gibi yöntemlerle yapılıyor. İnsan ticareti mağdurları herhangi bir ırk, etnik kimlik, yaş, cinsiyet, cinsel yönelim veya cinsiyet kimliğinden olabiliyor, mekânları ve görünümleri çeşitlilik gösterebiliyor. İnsan ticareti uzağımızda değil, hemen yanı başımızda şu an oluyor ve insan tacirleri ellerini kollarını sallayarak yanımızdan geçiyorlar.

İşverenlerin İnsan ticaretinin önüne geçmek amacıyla himayelerinde çalışan kişilerin insan haklarını koruması, emeğe saygı göstermesi ve her çalışana insanlık onuruna uygun şekilde muamele göstermesi elzemdir.

Diğer yandan devletin aşağıdaki adımları bir an önce atması gerekmektedir:

– İç hukukumuza dâhil olan uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükler yerel mevzuatta yer bulması

– İnsan tacirlerinin soruşturulması ve cezalandırılması

– İnsan ticareti mağdurlarına hukuki, sosyal ve psikolojik destek sağlanması.

– İnsan ticaretinin önlenmesi için somut önlemlerin alınması.

Kıbrıs Türk Barolar Birliği

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı

Kuir Kıbrıs Derneği

Lefkoşa Türk Belediyesi

Mağusa Gençlik Merkezi

Mülteci Hakları Derneği

SOS Çocukköyü Derneği