GİRNE AÇIKLARINDA MEYDANA GELEN DENİZ FACİASINA İLİŞKİN BAROLAR BİRLİĞİ AÇIKLAMASI
Girne açıklarında meydana gelen deniz faciasında hayatını kaybeden insanlarımızla ilgili derin üzüntümüzü bir kez daha paylaşırız.
Yaşanan facianın nedenlerinin ve varsa sorumlularının ortaya çıkarılması için başlatılan soruşturmayı yakından takip etmekteyiz.
Böylesine ağır sonuçları olan bir deniz kazasında araştırılması gereken husus yalnızca gemi şirketinin, kaptanın veya mürettebatın bir kusuru bulunup bulunmadığı olmayıp, idarenin izinlendirme, denetim ve deniz emniyetine ilişkin görevlerini gereği gibi yerine getirip getirmediğinin de araştırılması gerekmektedir. Kamuoyuna yansıyan değerlendirmelerden, bu hususun bütün yönleriyle ve idarenin olası sorumluluğunu da kapsayacak şekilde araştırılması gerektiği konusunda toplumda geniş bir mutabakat oluştuğunu gözlemlemekteyiz.
Bir deniz kazasında cezai sorumluluk ile idari ve siyasi sorumluluk aynı nitelikte olmayıp, cezai soruşturmanın yürütülüyor olması kamu kurumlarının görevlerini yerine getirip getirmediğinin ayrıca araştırılması gereğini ortadan kaldırmamaktadır.
Bu konuda uluslararası denizcilik kuralları oldukça açıktır.
Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) MSC.255(84) sayılı kararıyla kabul edilen Deniz Kazaları Soruşturma Kodu (Casualty Investigation Code), deniz kazalarının nedenlerini ortaya çıkarmaya yönelik soruşturmaların nasıl yürütülmesi gerektiğine ilişkin uluslararası standartları belirlemektedir.
Kod'un 16.1 maddesi, deniz emniyeti soruşturmasının tarafsız yürütülmesini öngörürken; 16.1.1 maddesi, soruşturmayı yürüten kişilerin hem kazaya karışan taraflardan hem de kazaya karışan kişi veya kuruluşlar hakkında idari veya disiplin işlemi yapma kararı alabilecek kişi ve makamlardan işlevsel olarak bağımsız (functional independence) olması gerektiğini açıkça düzenlemektedir.
Kod'un 16.1.2 maddesi ise bu bağımsızlığın yalnızca kağıt üzerinde kalan bir güvence olmayıp; soruşturmacıların delillerin toplanması ve değerlendirilmesi, kazanın nedenlerinin belirlenmesi, sonuçlara varılması ve güvenlik tavsiyelerinin hazırlanması süreçlerinde dışarıdan müdahale veya yönlendirmeye tabi olmamalarını gerektirmektedir.
Dolayısıyla uluslararası standardın söylediği şey basittir: Kazanın meydana gelmesinde idarenin de bir kusuru veya ihmali bulunup bulunmadığı araştırılacaksa, soruşturmayı yürütenlerin hem bu idareden hem de kazayla ilgili idari veya disiplin kararı alma yetkisine sahip makamlardan işlevsel olarak bağımsız olması ve soruşturmanın idarenin etkisi altında yürütülmemesi gerekir.
Avrupa Birliği'nin deniz kazalarının araştırılmasına ilişkin 2009/18/EC sayılı Direktifinin 8. maddesi de aynı yönde bir düzenleme içermekte olup, soruşturmayı yürüten makamın, çıkarları soruşturmayla çatışabilecek kişi veya kurumlardan örgütsel yapısı, hukuki yapısı ve karar alma süreçleri bakımından bağımsız olmasını aramaktadır.
Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD), bu konuyla ilgili verdiği kararda deniz güvenliğinin denetimi ve uygulanmasında görev alan kişilerin aynı zamanda deniz kazalarını araştıran kurulda yer almasının Direktifin aradığı bağımsızlığı sağlamadığı sonucuna varmıştır.
Bu kararın ortaya koyduğu husus önemlidir. Mesele yalnızca soruşturmayı yapan kişilerin fiilen taraflı davranıp davranmadıkları olmayıp, soruşturulan idari yapı ile soruşturmayı yapan yapı arasındaki ilişkinin kendisi de bağımsızlık bakımından önem taşımaktadır.
Girne açıklarında meydana gelen deniz faciasında da geminin sefere çıkmasına hangi makamların, hangi denetimler sonucunda izin verdiği; gerekli teknik ve idari denetimlerin yapılıp yapılmadığı; denize elverişlilik ve güvenlik şartlarının sağlanıp sağlanmadığı ve ilgili kamu kurumlarının denetim ve gözetim görevlerini yerine getirip getirmediği araştırılmalıdır.
Bu kurumların işlem veya ihmalleri soruşturmanın konusu olacaksa, aynı kurumların soruşturmanın yürütülmesi veya yönlendirilmesi üzerinde etkili olması bağımsız soruşturma ilkesiyle bağdaşmayacaktır.
Kamu yönetiminde çıkar çatışmasının önlenmesine ilişkin OECD Kamu Hizmetinde Çıkar Çatışmasının Yönetimine İlişkin Rehber İlkeleri (Guidelines for Managing Conflict of Interest in the Public Service) de yalnızca gerçek bir çıkar çatışmasının değil, dışarıdan bakıldığında tarafsızlık konusunda haklı bir şüphe yaratabilecek görünür çıkar çatışmasının (apparent conflict of interest) da dikkate alınmasını öngörmektedir.
OECD, bu tür durumların giderilmesi için uygulanabilecek yöntemler arasında kişinin ilgili karar süreçlerinden çekilmesini ve yetkilerinin sınırlandırılmasını, görev ve sorumlulukların başka kişilere verilmesini ve çatışmanın başka şekilde giderilemediği hallerde kamu görevinden ayrılmayı saymaktadır.
Bu noktada, soruşturma süresince ilgili yetkilerden çekilme veya geçici olarak el çektirme bir suçluluk tespiti olmayıp, işlem ve ihmalleri araştırılabilecek kişi veya makamların aynı soruşturma üzerinde yetki kullanmasını önlemeye ve soruşturmanın bağımsızlığını korumaya yönelik bir tedbirdir.
Kamu görevinde hesap verebilirliğe ilişkin Nolan İlkelerinin “hesap verebilirlik” ilkesi de kamu görevini yürütenlerin karar ve eylemleri nedeniyle kamuya karşı hesap vermelerini ve bunun sağlanması için gerekli denetime tabi olmalarını öngörmektedir.
İzah edilen OECD ve Nolan ilkeleri, iç hukukumuzda da zemini bulunan evrensel hukuk prensipleridir.
Bu ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, Girne açıklarında meydana gelen deniz faciasında cevaplanması gereken sorular yalnızca gemiyi kimin kullandığı veya kazanın teknik olarak nasıl meydana geldiğiyle sınırlı olmayıp;
Geminin denize çıkmasına kim izin verdi? Hangi denetimler yapıldı? Mevzuatın gerektirdiği güvenlik şartları yerine getirildi mi? İlgili kamu kurumları üzerlerine düşen denetim ve gözetim görevlerini yerine getirdi mi? Getirmedilerse bunun idari ve siyasi sorumluluğu kimdedir?
sorularının da cevaplandırılması gerekmektedir.
Bu soruların cevapları ancak bağımsız bir incelemeyle güvenilir biçimde ortaya çıkarılabilir.
Bu çerçevede Kıbrıs Türk Barolar Birliği olarak;
- Kazaya ilişkin tüm teknik kayıtların, izin ve ruhsat dosyalarının, denetim kayıtlarının, kurumlar arası yazışmaların ve diğer delillerin gecikmeksizin muhafaza altına alınmasını;
- Kazanın yalnızca gemi şirketi, kaptan ve mürettebat bakımından değil, ilgili kamu kurumlarının izin, denetim ve gözetim görevleri bakımından da araştırılmasını;
- İdarenin herhangi bir kusuru veya ihmali bulunup bulunmadığına ilişkin incelemenin, sorumluluğu araştırılabilecek Bakanlık ve kurumlardan bağımsız şekilde yürütülmesini;
- Soruşturmanın konusu olabilecek makamların soruşturmanın kapsamı, delillerin toplanması ve değerlendirilmesi ile soruşturmanın sonuçları üzerinde herhangi bir etkide bulunmamasının güvence altına alınmasını;
- Bu bağımsızlığın sağlanması için gerekli olması halinde, soruşturmanın konusu olabilecek siyasi veya idari makamların soruşturmayla ilgili yetkilerinin geçici olarak başka bir makama devredilmesini veya soruşturma süresince bu yetkilerin kullanımından çekilmelerinin sağlanmasını;
- Soruşturma sonucunda cezai sorumluluğun yanında, varsa idari ve siyasi sorumluluğun da ayrıca ortaya konulmasını
talep ederiz.
Girne açıklarında meydana gelen deniz faciasının bütün yönleriyle aydınlatılması ve benzer bir olayın tekrar yaşanmaması için, soruşturmanın yalnızca bağımsız yürütülmesiyle yetinilmeyip, bu bağımsızlığın kurumsal olarak da güvence altına alınması gerekmektedir.
Bu noktada Barolar Birliği olarak üzerimize düşen her görevi yerine getirmeye hazır olduğumuzu ilgili makamların ve kamuoyunun bilgisine sunarız.
Kıbrıs Türk Barolar Birliği
2.9.2026